Gale Anne Hurd Comic Con Röportajı

Gale Anne Hurd

Gale Anne Hurd - Yapımcı

The Walking Dead dizisinin yapımcılarından Gale Anne Hurd’un, geçtiğimiz aylarda düzenlenen Comic Con festivalinde verdiği diziyle ve 2. sezonla ilgili uzun röportajı türkçe olarak yazının devamından okuyabilirsiniz.

Panel sırasında Frank Darabont bize bu işe nasıl girdiğinizi ve ilhamınızı nerden aldığınızı anlattı. Sizin projeyi nereden duyduğunuzu, ekibe ne zaman katıldığınızı ve sizi The Walking Dead’de çalışmaya itenin ne olduğunu öğrenmek isterdim. The Walking Dead’de çalışıyor olmak bir rüya mıTente Sealed Air?

   Gale Anne Hurd: Açıkça anlaşılabileceği üzere ben eskiden beri korku türünün hayranıyımdır. Taa bu türün moda olmadığı günlerde bile… Sürekli bir zombi sevgim olmuştur. Gerçekten Robert Kirkman ve The Walking Dead’in üzerine yok. Frank ve Robert bunun üzerinde çok çalıştılar.  Aslına bakarsanız daha önce NBC için düşünülmüş bir ilk senaryo vardı. Ancak NBC The Walking Dead’e yuva olabilecek bir yer değildi ve sanırım NBC de bunu fark etti. Devam etmeme kararı aldıklarında öyle ortalıkta bir nevi evsiz barksız kaldı. Geçen sene Comic Con’da Frank ve Robert’la birlikte akşam yemeğine çıktık. Ben, ofisimden Ben Roberts ile birlikte, AMC ile temaslarımızı sürdürüyor, onlarla yeniden başlama ihtimalini ve The Walking Dead’in bir televizyon dizisi olarak adapte edilip AMC’de yayınlanması olasılığını görüşüyordum. The Walking Dead’in yeniden doğuşu kelimenin tam anlamıyla burada, Comic Con’da gerçekleşti.  Kısacası Ekim’de AMC ile temas kurduk, Kasım’da onlar bir senaryo siparişi verdiler. Ocak ayında bize yeşil ışık yaktılar ve sanırım ilk önce bir pilot çekmek yerine bize doğrudan altı bölümlük ilk siparişlerini vermeye karar verdiklerinde Şubat veya Mart’tı..

Sizce, AMC’yi bu zombi hikayesine çeken şey neydi?  Bu diziyi başka bir kanalda yapmanız mümkün olmazdı.

   Gale: Sanırım şu kokain taciri hikayesiydi, yoksa meth mi demeliyim.  Sanırım Breaking Bad’i yapmaya başladıklarında insanlar “Ooo, bu harika. Gerçekten sevdik bunu ama gerçekten meth ile ilgili olması şart mı?” dediler. AMC’de bu böyle olmadı. AMC risk almaktan korkmuyor. Ama sadece zombi dizisi olan bir dizi için de risk almazlardı. Karakterlerin kimler olduğunu bilmeliydiler. İçerisinde insani hikayeler ve karanlık tarafları da olan karmaşık karakterler olduğunu bilmeliydiler. Tüm yapımları için de aynı şey geçerli.  Yani aslında hep “zorlayın, biraz daha zorlayın” dediler durdular.

Hiç, yukarılardan birinin bir şeylerin değiştirilmesi gerektiğini söylediği oldu mu? Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla çizgi romana her konuda çok sadık kalınmış, özellikle de görünüm ve hissiyat olarak. Hiç bu diziyi farklı bir doğrultuya yönlendirmek istedikleri bir durum oldu mu yoksa işler en başından beri mükemmel miydi?

   Gale: Ta en başında beri tam anlamıyla bize katılıyorlardı. Yaratıcı ekibe güvenen bir kanal olarak nam salmış durumdalar. Ve bence yapımlarından pek çoğunun böylesine emsalsiz olması, piyasa işi olmaması da buna dayanıyor. AMC’de piyasa işi diyebileceğiniz hiçbir yapım yoktur. Ayrıca Robert Kirkman’ın da bu işte rol oynamasının hem bizim hem de AMC açısından önemi de bu zaten. Sadece isim olarak da değil, gerek ilk sezonun dördüncü bölümünü yazması, gerek sette bulunması, gerekse oyuncu seçiminde söz sahibi olması… Ama aynı zamanda (ç.n. çizgi romandaki hikayenin orijinalinden) uzaklaştığımız da oluyor. Frank ve Robert’ın panelde ifade ettiği gibi, çizgi romandan yeterince uzaklaşıyoruz ama sonra mutlaka tekrar çizgi romandaki hikayeye dönüyoruz. İnternetteki blogları okuyoruz ve görüyoruz ki insanlar neler olup bittiğini ve ilk altının nasıl biteceğini bildiklerini düşünüyorlar. İşte biz o düşünceyi biraz sallıyoruz.

Gerek kitap gerek film, görünüşe göre zombiler şu anda çok popüler. Hatta World War Z isimli bir kitap diziniz bile var. Bunun neden şu anda olduğunu merak ediyorum. Neden zombiler birden bire geri gelerek popüler kültürün bir parçası oluverdi?

   Gale: Biraz önce gördüm, Brad Pitt (ç.n. muhtemelen başka birisiyle veya başka bir şeyle ilgili konuşuyor).

Bence, doğal afetlerle karşılaşıyoruz. Katrina olsun, tsunami olsun, Haiti’deki deprem olsun, petrol sızıntısı olsun… Sanırım böyle bir kıyametten sonra insanların hayatta kalma savaşı ile ilgili bir merak var. Bizim durumumuzda, hikayenin bir bölümü zombi istilasıyla ilgili ama aslında insanları en temel güdülerine indirgiyor. Şu anki gibi her şeye –klimalara, cep telefonlarına, mikrofonlara, teknolojiye v.b., sahip olduğumuz bir ortamda değil, bunların artık bulunmadığı bir ortamdaki insani koşulları inceliyor. İşte televizyonda gördüğümüz görüntüler de böyle, her seferinde, bir tür doğal afet söz konusu.

Sezonlara daha önce panelde de değinmiştiniz, şimdi de değinebilir misiniz? Sezon formatı için planınız nedir? Alışıldık şekilde mi yapacaksınız yoksa AMC’nin 13 bölümlük formatında mı yapacaksınız?

   Gale: Evet, eğer ikinci sezonu çekersek 13 bölümlük çekeceğiz. Sezonlar normal yayın yapan kanallarda 22 bölümlük oluyorsa da kablolu yayın yapan kanallarda 13 bölümlük oluyor.

Peki yayın takvimi konusunda, planlanan yine Ekim ayı için mi?

   Gale: Sanıyorum ki, evet. Hepiniz daha önce de Fearfest’i (Korku Festivali) biliyor muydunuz? O zaman süper.

Robert bu hikayeyi asla bitmeyecek bir zombi istilası olarak gördüğünü defalarca dile getirmişti. Çizgi romana bu kadar sadık kaldığınız için soruyorum, sizce bu anlamda bir sıkıntı var mı? Robert sonsuza kadar devam etmesini istiyor. Elbette televizyon yapımının bir noktada son bulması gerekecektir.

   Gale: Tanrım, umarım ki bitmez!

Ben de öyle umuyorum.

   Gale: Şimdi, şu ana kadar çizgi romanın 75 sayısı çıkmış. Son bir buçuk yılda biz toplam 19 bölüm yapmışız. O noktaya kolay kolay gelebileceğimizi düşünmüyorum. Bana kafasında 250 sayı fikrinin olduğunu söylemişti. Yani yakalayabilsek bile, ne düşündüğünü de henüz tam olarak bilemiyorum…

Peki bu ilk sezonda, ilk iki cilt için sabırsızlanıyor musunuz?

   Gale: Biz takip etmiyoruz. Ayrıca (ç.n. çizgi romandaki hikayeden) uzaklaştığımız yerler de var.

Sizce 13 bölüm formatı hikayeye daha iyi konsantre olmanızı sağlıyor mu?

   Gale: Henüz 13’e ulaşamadık. Hali hazırda altıya odaklanıyoruz. Ama dürüst olmak gerekirse, halen senaryoların yazılmasına devam ediliyor. Ve ancak 104’ün ortalarına gelebildik. Ama çok samimi söylüyorum, senaryolar yazıldıkça ve biz günlük olayları gördükçe daha da derinleşiyor. Senaryolar oyuncu kadrosunu ve onların performanslarını daha da iyi yansıtır hale geliyor. Bunu uzun metrajlı film çekerken yapamazsınız ama dizi çekerken yapabiliyorsunuz. Çünkü dizilerin aksine, uzun metrajlı filmler evrim geçiremiyor.

Dördüncü bölümü Robert Kirkman yazıyor. O kategoride kendisiyle çalışıyor olmak nasıl bir şey?

   Gale: Kendisi yazdı. Harika oldu, üstelik sette de bulunuyor.

Bölümlerden birini yönetmeyi deneyecek mi?

   Gale: Açıkçası henüz o noktaya gelmedik. İlk altı bölüm için böyle bir şey yok, ama harikaydı. Daha önce dizi ya da film senaryosu da yazmamıştı. Bana kalırsa Robert pek çok yeteneğe sahip bir insan ve onu kamera arkasında görmek beni hiç şaşırtmazdı.

Panel sırasında çekimleri Atlanta’da yaptığınızdan ve havanın sıcaklığından bahsettiniz. Sıcağı bir kenara bırakırsak, nasıldı? Atlanta yapımınızı misafirperverce karşıladı mı? Çekim yeri olarak, yani çekimi başka bir yerde yapmaya kıyasla, Atlanta’da yapmak nasıldı?

   Gale: Atlanta bize harika davrandı. Ekibimizin bugün uçağa binip geri dönüyor olmasının sebeplerinden biri bizim sadece hafta sonları çekim yapıyor oluşumuz zira biliyorsunuz ki Atlanta şehir merkezinin bir bölümünü kullanıma kapatıyoruz. Atlanta şehir merkezindeki altı sokağı… Şu kameranın yükseldiği en son tanklı sahneyi hatırlıyor musunuz? İşte orası şehir merkezindeki federal adliye sarayı. Kısacası çok iyi işbirliği yaptılar. Ayrıca, şunun da katkısı oldu, inanılmaz yeşil bir yerdesiniz. Neredeyse Discovery Channel’ın Earth After Man (İnsandan Sonraki Dünya) dizisinde olduğu gibi. İnsan olarak orada gelip geçici olduğunuzu, sizden sonra da çok uzun süre oraya doğanın hükmetmeye devam edeceğini hissediyorsunuz.  Muhteşem yerlerde çekim yaptık. Taş ocağında örneğin, orası hayatta kalanların kampının olduğu yer ve şehir merkezinden tamı tamına 5 dakika mesafede. Arka planda şehir merkezini görebiliyorsunuz. Harikaydı. Ayrıca dizi için kırsal alanlar bulmak da çok kolaydı. Örneğin o dizinin en başındaki otomobil takip sahnesi, orası Atlanta’nın bir saat kadar dışı.

Comic Con hakkındaki düşünceleriniz neler?

   Gale: Sıcak, nem ve börtü böceğe rağmen üretimin ortasında yer alıp günde 14 saat kadar çalışmanın üzerine burası çok iyi geldi. Sivrisinek kovucu ve güneş yağsız duramazdı kimse. Buradaysa herkes, özellikle de Frank, ben, Robert, Greg, hepimiz çizgi roman tutkunuyuz. Burası her yöne doğru çizgi roman tutkunlarının aşkıyla dolup taşıyor ve oyuncu kadrosu da bizim “Comic Con’a gidene kadar sabret” derken ne anlatmak istediğimizi yeni anlıyor. Aslına bakarsanız, oyuncuların bu yuvarlak masa röportajlarından sonra doğrudan uçağa binip geri dönmeleri gerekiyordu ama onlar fikir değiştirip sergi salonlarını gezmeyi ve burada neden bahsettiğimizi yakından tanımayı tercih ettiler.

– Gerçek hayatta bir zombi istilası olursa ne yapacağınıza dair bir planınız var mı?

   Gale: Zombi istilası olursa kızımı korumak isterim. Kendimi bir anlamda Lori gibi görüyorum. Çocuğunu koru ve yoluna çıkan olursa …

Diğer yapımcı ve oyuncuların röportajları da yakında eklenecek..

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
Share
Bu gönderi Haberler kategorisi altında gönderilmiştir. Sık Kullanılanlara Ekle!.
Etiketler: , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir